Kültür-sanat ağacından Ocak ayında kısmetime dört elma düştü. İkisi kötü organizatörlere, biri bana, diğeri de size... Tepebaşı'nda TRT binasının arkasında yer alan tarihi Bristol Oteli'nin Sinan Genim tarafından hazırlanan projeyle restore edilmesinin ardından açılan ve önemli koleksiyonlara evsahipliği yapmaya başlayan Pera Müzesi'nin, yeni 'popüler' konukları Frida Kahlo ve aşığı Diego Rivera.
Sergi içeriğini okumadan sergiye giderseniz biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, zira alışılageldik Kahlo eserlerinin yerine "Koleksiyoner bir çift olan Jacques ve Natasha Gelman'ın (...) koleksiyonunda yer alan yapıtlar, Frida Kahlo'nun sanatsal kişiliğinin derin izlerini yansıtan otoportreleri ile Diego Rivera'nın az sayıdaki tuval resmi örneklerinin en önemlileri"nden oluşan bir sergi var 3. katta.
Neyse ki Pera Müzesi bir kıyak geçip 4. ve 5. katları birbirinden canlı gözünüzün içine bakan 19. yüzyıl Rus klasiklerinin sergilendiği Çarlık Rusyası'ndan Sahneler'e ayırmış. En ufak detayların bile incelikle düşünüldüğü resimler, profesyonel bir kameradan alınmış fotoğraflar kadar sahici, bakmaya doyamıyor insan.
Şimdi sergi demişken, bir Pazar gecesi geç bir saatte "Yarın sergi günü olsun, sonra da Asmalı'da bir şeyler içeriz" gibi bir öneriyle gelen arkadaşınız olursa, onu sarsmaktan çekinmeyin ve bir şamar gibi galerilerin çoğunun Pazartesi kapalı olduğunu indirin yüzüne... Pazartesi günleri Yapı Kredi Vedat Nedim Tör ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü açıkmış bu arada!
Yine restorasyon projesi Sinan Genim tarafından hazırlanmış olan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde -eski Rosolimo Apartmanı- Osmanlı Dönemi'nde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında İstanbul'da bulunmuş, işadamı, mimar ve din adamı üç Japon'un yaşamına dair kesitlerin yer aldığı Hilal ve Güneş Sergisi devam ediyor. Sergilenenlere dair yanlarına iliştirilmiş açıklamalar o kadar yetersiz ki, sulu boya bir resim mi yoksa kartpostal mı anlamak sizin hayal gücünüze kalmış veya önce işadamı olarak tanımlanan şahsın "Japonya için casusluk yaptığının göstergesi" ibaresiyle asılmış bir belgesini gördüğünüzde anlık bir şaşkınlık yaşayabilirsiniz. Özetle kapıdan çıktığınızda İstanbul'a dair hiçbir şey görmemiş, gördüklerinizi de anlamamış olabilirsiniz gibi.
Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde ise hayatı, anıları, illüzyon araçları, kitapları, fotoğrafları... muhtemelen daha oraya sığmayan binlerce şeyle birlikte bir Metin And sergisi var. Sergi öncesinde adını bilmiyordum işin doğrusu, hatta sergiyi yakalamam da biraz rastlantısal oldu. Serhan Ada'nın yıllar öncesinde okuduğum bir yazısında, koca arşivi yanlışlıkla atılan Metin And'ın arşivinin ne kadar büyük olabileceğini de sergiden sonra anladım.
Bahtıma düşen 4 elmanın 2'sinden kurt çıkmış olsa da, Beyoğlumun en güzel tarafı hayal kırıklıklarını örtbas etmek için yeterince renkli olması. Her koşulda uzun uzun tüketilen tekel birası yanında fajita insanın keyfini yerine getiriyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder