Börtü-böcek, aşk-caz havasına girdik gireli, cümbüşün peşine düşen ağustos böceği misali, havayı koklayarak ilerliyorum. Şahsen 2-3 ay önce havada leyleği görmüş olmanın haklı coşkusu, tembel bahanesiyle dağ tepe düz gidebilme özgürlüğüne de sahibim ayıptır söylemesi. Böyle söyleye söyleye zaten sonunda Brüksel'in de yolunu tuttuk... Yerli malı yurdun malı festival neyimize yetmezmiş gibi çadırı kondurduk Rock Werchter'ye.
Werchter, Temmuz 2011
Haziranın son günü tam 18 kiloluk(!) çıkınımızı toplayıp, Sevgili Badi'ği de gözyaşları içinde Minik Pati Evi'ne bırakıp, yola koyulduk. Brüksel'e yaklaşık 30 km mesafedeki Werchter köyünde düzenlenen ve Avrupa'nın 5 büyük rock müzik festivalinden biri olan Rock Werchter'nin Iron Maiden, Portishead, Coldplay, Elbow, Kasabian, Kaiser Chiefs, Arsenal, Kings of Leon, Arctic Monkeys, Hurts, Eels, Grouplove gibi saymakla bitmez şukela gruplarının cazibesine kapılıp, kendimizi gece olmak bilmez, yağmur dinmek bilmez kuzeylere ışınladık.
Kamp alanına biraz geç gitmiş olmanın cezası olsa gerek, konser alanına neredeyse en uzak kamp alanında konaklama ihtimalimiz kalmıştı. Azmettik 4 gün boyunca 3 km gel, 3 km git, yıllık, hatta 3-5 yıllık sporumuzu da yaptık. Yağmurlu geçen buz geceleri, yalakta temizlik, bol gübre kokusu gibi çileleri es geçerek, müziğe doyduk şükür. Festival ruhunu benimsemiş, yerlerde güneşlenen, uyuyan, istediği gibi hoplayıp zıplayan kitle de pek eğlenceli idi. Çadırının önündeki bankı öyle benimsemişti ki bazı amcalar ve teyzeler saksılarını üstüne koyup festival süresince suyunu verdiler, güneşe çevirdiler yüzünü.
Haziranın son günü tam 18 kiloluk(!) çıkınımızı toplayıp, Sevgili Badi'ği de gözyaşları içinde Minik Pati Evi'ne bırakıp, yola koyulduk. Brüksel'e yaklaşık 30 km mesafedeki Werchter köyünde düzenlenen ve Avrupa'nın 5 büyük rock müzik festivalinden biri olan Rock Werchter'nin Iron Maiden, Portishead, Coldplay, Elbow, Kasabian, Kaiser Chiefs, Arsenal, Kings of Leon, Arctic Monkeys, Hurts, Eels, Grouplove gibi saymakla bitmez şukela gruplarının cazibesine kapılıp, kendimizi gece olmak bilmez, yağmur dinmek bilmez kuzeylere ışınladık.
Kamp alanına biraz geç gitmiş olmanın cezası olsa gerek, konser alanına neredeyse en uzak kamp alanında konaklama ihtimalimiz kalmıştı. Azmettik 4 gün boyunca 3 km gel, 3 km git, yıllık, hatta 3-5 yıllık sporumuzu da yaptık. Yağmurlu geçen buz geceleri, yalakta temizlik, bol gübre kokusu gibi çileleri es geçerek, müziğe doyduk şükür. Festival ruhunu benimsemiş, yerlerde güneşlenen, uyuyan, istediği gibi hoplayıp zıplayan kitle de pek eğlenceli idi. Çadırının önündeki bankı öyle benimsemişti ki bazı amcalar ve teyzeler saksılarını üstüne koyup festival süresince suyunu verdiler, güneşe çevirdiler yüzünü.
![]() |
Brüksel, Temmuz 2011 |
Yeri gelmişken, tatile çıkmadan önce son 2 hafta her gece Badi'yi nasıl nereye bırakacağım kabusları görüyordum. Forumları tırmalarken tesadüfen Minik Pati Evi'nin sitesine girdim. Beykoz Riva Yolu üzerinde bahçeli müstakil bir evi, iki güzel sahibesi kedi ve köpekler için butik otele dönüştürmüş. Benim şımarık oğlum uyum sağlayana kadar ilgilerini üstünden eksik etmediler, yetmedi benim telefon tacizim karşısında hep çok naziktiler. Fırsat bu fırsat bekar anne modunda, geleneksel yol arkadaşımla Roma'nın altını üstüne getirdik. Meydanlar, sokaklar, binalar, kiliseler, Pantheon, Colosseum... ne kolay gezilip bitirilir, ne kısadan anlatılır bir şehir. Hasılı kelam, beyin hücrelerim ve klavyenin tuşları bu sıcaklardan alnının akıyla çıkarsa "Roma: Konuşan Duvarlar" ve "Brüksel: İşeyen Adamlar" başlıklı iki metni tuşlamak da borcum olsun.
Roma, Temmuz 2011
Gez ile çalış eylemleri birbirine çok uzak tabi, o yüzden şu sıra bir adaptasyon problemi yaşıyorum, gözümü kapatıyorum, denizler geçiyor gönlümden. Haliyle yaz aylarında tembellik maaşı bağlansın talebimi yineleyerek, tatil dönüşü normal düzene geçmek için 3-5 gün daha çabalarım, baktım olmuyor daha da kasmam arkadaş! kalk giderim güneylere... erken uyarısında bulunuyorum!
Uzun zamandır görmediğim bir dostum Sezen Aksu'nun yeni albümünü hediye etti, ılık rüzgarla gün batımı şahane duygular uyandırıyor insanda, tavsiye ediyorum. Zaman zaman kırlangıç da küsebiliyor tabi insana... Küslükleri çok uzatmamak, arayı açmamak lazım... şu dünyanın en kıymetlisi keyiflendiren dostlardır zira. Haydi bakalım "bakarsın umduğundan iyi geçer yaz...öptüm".



uy! datlum ne güzel gezmiş ne güzel yazmışsın :) hadi güneye gidelim :p
YanıtlaSilteşekkür ederim yıldızım, gitmeli bence bir an önce! gidelim.
YanıtlaSil